Rüyamda çok alakasız gettolarda Yağız'la gangster avladığımızı gördüm. Ben başta çok korkuyordum ama Yağız'ın gazı üzerine elimdeki silahla duvarlara tırmana tırmana çok sevgili düşmanlarımıza ateş açıyordum. Üstelik tam bilgisayar oyunu gibiydi. Bir kapı açılıyor, biri kitli, kapıya ateş ediyoruz açılmıyor falan. Neyse, şunu hatırlıyorum, baya bir insan öldürdükten sonra herhalde bayaa bölüm atlıyoruz ve en son girdiğimiz binanın asansörle en üst katına çıktığımızda gördüğümüz manzara karşısında içe doğru sıçıyorum. Gangsterlerin başı mı artık ne denirse, koltuğunda oturuyor. O sahne gerçekten inanılmazdı. Yağız'la birbirimize işaret ediyor ve bizi farkettikleri anda ateş açıyoruz. Koşuyoruz, atlıyoruz, hepsini avlıyoruz gayet havamızdan taviz vermeden.
Bir bölümde de şöyle birşey oluyordu, sanırım gangsterleri restoran gibi bir yerde yakalamaya çalışırken bize ateş ediyorlar, Yağız da krep tavalarıyla, krepleri bir yandan çevirirken bir yandan da kurşunları engelliyor. Restoranın şefi, garsonlar ve müşteriler ise Yağız'ı bu yeteneğinden dolayı alkış yağmuruna tutuyorlar. Biraz sonra ise Yağız, delikanlılığa bok sürdürtmüyor ve canı hiç acımıyormuşcasına kızgın tavayı eline bastırıyor, 10 saniye falan, etrafına bakıyor öyle. (Sanıyorum ki rüyanın en efsane yeri de burasıydı)
Rüyaya dair hatırladığım son şey ise, gece karanlığında Donnie Darko'daki sokaklardan birinde zencilere laf atarak yürüdüğümüz. Ayrıca Yağız'ın takım elbisesinin ve benim siyah dar gece kıyafetimin bir anda pantolon ve tişörte dönüşmesi.
Bence dün yediğim bozuk waffle midemi bozdu, çok net.